İşçi Avukatların Haklarını Savunuyorduk, Savunuyoruz, Savunacağız!

İşçi Avukatların Haklarını Savunuyorduk, Savunuyoruz, Savunacağız!

Son günlerde kimi çevrelerden yükselen beklenmedik çıkışlar var. Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı Yargı Reformu Stratejisi belgesinde, Türkiye Barolar Birliği Başkanı tarafından yapılan açıklamalarda, hatta bazı “ikinci baro” girişimlerinin sosyal medya hesaplarından yayınlanan mesajlarda stajyer ve işçi avukatlar bahsinin geçtiğine şaşkınlıkla tanık oluyoruz. İşçi avukatların yaşadığı sömürü ve hak ihlallerinin, stajyer avukatların yıllardır kronikleşmiş özlük hakları sorunları ve yetersiz eğitim koşullarının daha geniş çevrelerce dile getirilmesini elbette bunca senelik mücadelemizin bir kazanımı olarak görür ve bundan mutluluk duyardık, ancak söz konusu açıklamalar bu çerçevede değerlendirilmekten tamamen uzak.

Stajyer ve işçi avukatların haklarını önemsiyor ve sahip çıkmak istiyor gibi görünen bu açıklamalardaki esas sorun samimiyet/samimiyetsizlik değil. Esas sorun iktidar partisinin, TBB Başkanı’nın veya “işçi avukat kavramını yasaklayacağız” diyen ikinci baro girişimlerinin aynı safta durduğu/temsil ettiği/mensubu olduğu sınıfın bu hakların savunucusu olamayacağı gerçeği. Bizler bu kesimin stajyer ve işçi avukatların hak mücadelesine nasıl yaklaştığını geçmişteki ve bugünkü pratikleri üzerinden çok iyi biliyoruz. TBB genel kurullarında söz hakkı verilmeyen veya engellenmek istenen işçi avukat temsilcilerinden, çalışma ve sigortalı olma haklarından muaf tutularak yoksulluğa mahkûm edilen, avukatlık bürolarında mesleki eğitim verilmeden emeği sömürülen stajyer avukatlardan biliyoruz. Asgari ücretin altındaki maaşlarla çalışmak zorunda kalan genç avukatlardan, zaten yoksulluk sınırının altında ücretlerle çalıştırıldıkları bürolarda İş Kanunu’nca tanınan en temel haklardan bile mahrum bırakılan işçi avukatlardan biliyoruz.

Biz, bugün işçi avukatlar sayıca çoğaldığı ve oy deposu/ikinci barolara sicil numarası deposu olarak görülmeye başlandığı için işçi avukatların haklarını savunur gibi görünen bu kesimin, asla böylesi bir mücadeleyi vermeyeceğini, avukatların sınıfsal mücadelesini yükselten İşçi Avukatlara bugüne kadar takındıkları tutumdan, hak taleplerine gözlerinin kör, kulaklarının sağır olmasından biliyoruz. 

Biz, Adalet Bakanlığı’nın, TBB Başkanı’nın veya stajyer/işçi avukatlara “bizim baromuza üye olursanız kamu kurumlarında staj olanağı sağlayacağız” gibi söylemlerle rüşvet çağrısında bulunan patron avukat temsilcilerinin hiçbir işçi avukatın geçim derdiyle asla ilgilenmediğini ve ilgilenmeyeceğini en çok da iptal edilen işçi avukatlar yönetmeliğinden biliyoruz. İşçi Avukatlar Merkezi’nin çabalarının sonucu olarak 2013 yılında TBB Genel Kurulu’nda kabul edilen ve 26.12.2015 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Bir Avukat Yanında, Avukatlık Ortaklığında veya Avukatlık Bürosunda Ücret Karşılığı Birlikte Çalışan Avukatların Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmelik”in Adalet Bakanlığı’nın iptal talebiyle yargıya taşındığını ve Danıştay 8. Dairesi’nin 2018 tarihinde verdiği hükümle yönetmeliğin iptal edildiğini unutmadık. İşçi avukatların ekonomik-sosyal haklarını düzenleyen ve içinde bulundukları çıkmaza bir nebze çare olmayı hedefleyen bu yönetmelik Bakanlık tarafından şekli gerekçelerle iptal edilirken, bugün işçi avukatlardan bahseden kesimlerin sesi çıkmıyordu. Yönetmelik iptal edilirken, bu kesimlerin hiçbiri bir alternatif veya çözüm arama girişiminde bulunmuyordu. Yargıda reform yapacağını ilan eden Bakanlık lütfedip avukatlara yeşil pasaport dağıtıyor, ancak yoksul-genç avukatların temel haklarını düzenleyen bir yönetmeliği iptal etmek için canla başla çalışıyordu.

Sonuç olarak; stajyer ve işçi avukatlar olarak bizler dün, bugün ve yarın kimlerin neyin mücadelesini verdiğini veya vermediğini çok iyi biliyoruz. Binlerce işçi avukat meslektaşımızla birlikte mesleğimizi insan onuruna yakışır biçimde yapmanın koşullarını kendi ellerimizle yaratacağız ve avukatlar arasında sınıf mücadelesini yükseltmeye devam edeceğiz.

TKP’li Hukukçular