Boyun Eğme'de bu hafta: Üşüyoruz, boğuluyoruz, kazıklanıyoruz!

Boyun Eğme'de bu hafta: Üşüyoruz, boğuluyoruz, kazıklanıyoruz!

Haftalık siyasi gazete Boyun Eğme’nin yeni sayısı 'Üşüyoruz, boğuluyoruz, kazıklanıyoruz!' manşetiyle yarın okurlarıyla buluşacak.

Haftalık siyasi gazete Boyun Eğme'nin 204. sayısı "Üşüyoruz, boğuluyoruz, kazıklanıyoruz!" manşetiyle yarın okurlarıyla buluşuyor. Gazeteyi TKP örgütlerinden ve NHKM kitabevlerinden edinebilirsiniz. Bizimle iletisim@tkp.org.tr'den iletişim kurabilirsiniz.

Gazetenin ilk sayfasında yer alan değerlendirme yazısı şöyle:

ÜŞÜYORUZ, BOĞULUYORUZ, KAZIKLANIYORUZ
Tüketim garantisi verilmiş şirketlere kullanılmayan doğal gazın ya da elektriğin parasını veriyor devlet. Hastanemizden, okulumuzdan kısıyor enerji baronlarına dağıtıyor.
Olmayan maaşımızı doğalgaza bağlıyoruz, ödeyemediğimizde kesiliyor. Ödediğimizde bir de açma/kapama parası adı altında haraç veriyoruz.
21. yüzyılda, buhar türbininin icadından 320, alternatif akımın icadından 120, ilk güneş pilinden 180 yıl sonra evimizi aydınlatmak, ev aletlerimizi çalıştırmak için kullandığımız elektriğe bir dünya para veriyoruz.

Dağıtım şirketleri, şebeke kaçaklarının parasını bizden alıyor. Peşkeşten payını alıp enerji baronlarının arasına katılmış Cengiz Holding’e vergi afları çıkarken, elektrik faturamızda TRT’ye verdiğimiz haraç bile eksik olmuyor.

Enerjide dışa bağımlılık ülke ekonomisinin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallanırken patronlar kazanacakları paraya bakıyorlar. Enerji gibi bir alanda planlama hak getire, halkçılık ölmüş!
Elektrikte, doğalgazda kazıklanıyoruz. Bunlara para yetiştiremediğimizde ayazda kalıyor üşüyoruz. Çevre düşmanı termik santrallerin, birazcık ısınmak için kullandığımız kalitesiz kömürün dumanı altında boğuluyoruz.

HALK ÖLÜM SOLUYOR
OECD verilerine göre, Türkiye’deki enerji ihtiyacının yüzde 88’i fosil yakıtlardan sağlanırken, bu da büyük bir hava kirliğine neden oluyor. Sağlık ve Çevre Birliği HEAL tarafından 2014 yılında yayımlanan “Ödenmeyen Sağlık Faturası-Türkiye” verilerine göre, Türkiye’de bulunan termik santrallerin yol açtığı hava kirliliği nedeniyle 3000 erken ölüm yaşandı. Yine Türkiye için hava kirliliğine bağlı ölümlerin sayısı, OECD tarafından yaklaşık 30 bin olarak tahmin ediliyor.

Türkiye'de son dönemde yeniden gündeme gelen ve uzun yıllar baca filtresiz çalışarak halkın yaşamına mal olan santraller, kimi kentlerde başka enerji kaynağı yok diye "mecburen" faaliyete devam ettiriliyor. Üstelik kapatılan termik santrallere enerji üretmemesine rağmen “devlet” garantisi adı altında ödeme yapılmaya devam ediliyor. Yani hem yurttaşları zehirliyorlar, hem de bu zehirlemeye ara verdiklerinde de halkın cebinden “garanti” ücretlerini almaya devam ediyorlar.

Biraz magazin kokmakla birlikte geçtiğimiz günlerde basına yansıyan bir habere de değinelim. İTÜ’den  Prof. Dr. Hüseyin Toros, hava kirliliğinin geldiği boyuta dikkat çekmek için nüfusu en fazla olan 4 büyük ili baz alarak bazı hesaplamalar yapmış  Bu hesaplamalara göre, İstanbul’un havasını solumak yılda 16 paket sigara içmeye eş değer. Bu rakam Ankara’da 17, İzmir’de 23, Bursa’da ise 38 pakete çıkıyor...