Flormar işçisi tarih yazdı…

Flormar işçisi tarih yazdı…

Bir direniş biter; onun deneyimiyle sınıf mücadelesi sürer gider. Flormar direnişi sınıfımızın büyük mücadelesine hangi eksikliğin giderilmesi gerektiğine ilişkin bir not düşmüştür.

Flormar işçisi tarih yazdı…

Ama tarih geleceğe ne devrolduğunu yazar…

On ay süren Flormar direnişi sona erdi. Sendikaya üye oldukları için işten çıkartılan işçiler bir dizi haklarını aldılar, ancak işlerine geri dönemediler.

Flormar direnişi Türkiye işçi sınıfının mücadelesine hiç kuşkusuz damga vurdu. Flormar işçilerinin, sadaka kültürü dayatılan emekçilerin, eve kapatılmak istenen kadınların, örgütsüzleştirilmeye çalışılan bütün bir halkın gözbebeği haline gelmesi rastlantı değildir.

Türkiye Komünist Partisi ilk günden başlayarak direnişin yanı başında, saflarında, içinde yer aldı. İşçilerin birliğinin sağlanması, ihtiyaçlarının karşılanması, kamuoyu oluşturulması için yükselen dayanışma çalışmalarının en önemli unsurlarından birinin TKP olduğu bilinmektedir. Bu nedenle bizim de Flormar direnişi hakkında “içeriden” söyleyeceğimiz sözler var.

Direniş yalnızca Flormar patronuna karşı değil, Gebze sanayi bölgelerinden başlayarak bütün bir patronlar düzenine karşı yürütüldü. Flormar patronunun, ürün kalitesini, itibarını kaybetme pahasına, ödün vermeye aylarca yanaşmamasını da açıklayan budur. İşçilerin zaferi, düzen için “kötü örnek” anlamına gelirdi.

İşçilerin zaferi ise bütün halk için muazzam bir örnek oluşturacaktı. Bu bütünlüklü cephenin karşısında Flormar işçileri ellerinden gelenin fazlasını yaptılar. Ancak yapılması gereken, karşı taraf kadar örgütlü olabilmektir. Patron, kendi “sınıf kardeşleriyle”, polisle, medyayla kol kola davranırken, Flormar’da direniş fabrikanın içine taşınamadı, diğer sendikalar Petrol-İş ile dayanışmaya uzak durdu, direniş görmezden gelinmeye çalışıldı.

Hepsinden daha önemlisi şudur: İşçiler en basit ve açık hakları için bile mücadele ederken politik örgütlenmeye, politik mücadeleye girmek zorundadır. Çünkü karşı taraf politik olarak da örgütlüdür.

Flormar’da, çoğu sendikayla yeni tanışan, çok büyük çoğunluğu politik bir örgütlenmenin uzağında olan emekçiler ellerinden gelenin fazlasını yaptılar. Sonuçta bir dizi haklarını elde etmiş olsalar bile, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü işten çıkartılmayı kabul ederek, buruklukla kutlamak zorunda kaldılar.

Türkiye Komünist Partisi direnişin başından itibaren, işçilerin siyasal alanda örgütlendiklerinde büyük bir güç oluşturacaklarını, ama siyasal mücadeleye girmeyen işçilerin ekmek kavgasında bile kazanabileceklerinin sınırlı olacağını dile getirdi. Flormar direnişinin en büyük dersi bu olmalıdır. İşçi sınıfının esas ihtiyacı siyasete girmek, siyasal örgütlenmeye adım atmaktır.

Bir direniş biter; onun deneyimiyle sınıf mücadelesi sürer gider. Flormar direnişi sınıfımızın büyük mücadelesine hangi eksikliğin giderilmesi gerektiğine ilişkin bir not düşmüştür.

Türkiye Komünist Partisi, sendikanın ve işçilerin, çoğunlukla aldıkları karar doğrultusunda direnişin sonlandırılmasını saygıyla karşılamakta ve tarihe düşen notun takipçisi olacağını ilan etmektedir. 

İşçi kardeşler,

TKP sizleri Parti saflarına çağırıyor. Flormar direnişinin sesi başka işyerlerinde, hak arayışlarında, miting meydanlarında, siyasal kavgaya giren işçilerin bilincinde yankılanmalıdır.

Flormar değil, direniş güzelleştirir! Direnişle güzelleşenlerin yeri partileridir. Geleceğe aktarılacak olan "işçi sınıfımızın politik örgütlenmesinde sıçrama" olmalıdır.

Türkiye Komünist Partisi
8 Mart 2019